Yirmi Dokuzuncu Söz ŞerhiYirmi Dokuzuncu Söz Şerhi Satın Al


Bediüzzaman Said Nursî / Şerh: Molla Muhammed Ali Doğan

Rûhun mahiyeti ve ölümsüzlüğü. “Âmentü”de Allah’a imandan sonra ikinci sırayı alan meleklerin varlığı ve ehemmiyeti. Maddeyi çalıştıran hayat, ruh ve şuurun medar ve menşeinin melâike olduğunun izahı. Haşrin gerektiğine dair ef’âl-i İlâhiyyeden deliller. Hiçbir şeyin yok olmadığı.

Şu asırda ehl-i dalâlet ve ilhâdın bütün plan ve tuzakları, îmâna ve îmânın temel esâslarına yöneliktir. Asrın Müceddidi Üstâd Bedîuzzamân (ra) Hazretleri, onların bu plan ve entrikalarını Kur’ân’ın himmetiyle çok iyi teşhís etmiş, Kur’ân ve Sünnet’in záhirî mîzânı ile naklî olarak; âyât-ı Kur’âniyye ve ehâdîs-i Nebeviyyenin altında müstetir olan delîl ve bürhânlar ile de aklî olarak o plan ve entrikaları ilhâm-ı Rabbânî ile akím bırakmıştır. Ehl-i dalâlet ve nifâkın bu planlarını, eserlerinin muhtelif yerlerinde îzáh etmiştir. İşte, Üstâd Bedîuzzamân (ra) Hazretlerinin te’lîf ettiği “Yirmi Dokuzuncu Söz” adlı bu eser, üç mühim mesâil-i îmâniyyeyi hârika bir sûrette aklî ve naklî delîllerle îzáh ve isbât etmiştir. Bu üç mesele şunlardır; Birincisi: Melâikenin varlığının sübûtu. İkincisi: Beká-i rûh mes’elesidir. Üçüncüsü: “Haşr-i cismânî” mes’elesinin isbâtıdır. Bizler de, tevfîk-ı İlâhî ile, bu eserin, Kitâb ve Sünnet mîzânlarıyla şerh ve îzáhını yaptık ki; murâd-ı Üstâdâne muhâfaza edilsin.

El-Hac Molla Muhammed Ali DOĞAN

 

1083 sayfa, şamua kâğıt, 17 x 24 cm ebadında, lüks bez cilt. (Semendel Yayınları)